25 Nisan 2019 Perşembe

Sürdürülebilir Büyümeyi Destekleyecek 5 Trend

Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde Türkiye iş dünyası liderleriyle bir araya gelen HSBC Türkiye Genel Müdürü Selim Kervancı, liderlerin gündeminde üst sırada yer alan ‘sürdürülebilir büyüme’yi destekleyecek ve şirketleri geleceğe hazırlayacak 5 trendi anlattı.

Selim Kervancı, HSBC Türkiye Genel Müdürü

Türkiye iş dünyasını bir araya getiren Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde liderlerin dile getirdiği gibi sayısız fırsatı barındıran bir yıl daha bizleri bekliyor. Artan paydaş beklentileri ile birlikte hiçbir kurumun artık trendlerin gerisinde kalma lüksü yok. Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde şirketleri geleceğe hazırlayacak ve sürdürülebilir büyümelerini destekleyecek 5 trendin öne çıkacağına inanıyorum.

  1. Yeni fırsatlar için şirketler yüzünü ‘Doğu’ ya dönüyor
  2. Çin’in başlattığı Kuşak ve Yol girişimi, küresel ekonomiye ivme kazandıracak dönüşümün tarihi bir adımı ve ülkemiz, Kuşak ve Yol güzergâhının ana hattında yer alıyor. Hızlı tren güzergâhları, hava limanları, petrol ve doğal gaz boru hatları gibi projelerin yer aldığı ‘Orta Koridor’ tamamlandığında, hem Çin ile Türkiye arasındaki ticarette sevkiyat süresi kısalacak, hem de bu koridor üzerinde bulunan ülkeler arasındaki ticaret artacak.

    Çin, bu girişimde yer alan ülkelerle 2017’de 1.2 trilyon dolar olan yıllık ticaret hacminin, önümüzdeki 10 yıl içinde 2,5 trilyon dolara çıkmasını bekliyor. Yeni ihracat pazarlarına erişim arayışında olan Türk şirketlerinin de son dönemde yüzlerini doğuya çevirdiklerini gözlemliyoruz. HSBC Grubu’nun Dış Ticaret Tahmin Raporu’na göre; 2021 ila 2030 yılları arasında Türkiye’nin en hızlı büyüyen ihracat pazarları Hindistan ve Çin olacak.

    Bu nedenle; bu girişim kapsamında gerçekleştirilecek altyapı yatırımları ve ülkeler arasında başlatacağı güçlü ticaret akışı, Türkiye’deki şirketler için gözden kaçırılmayacak fırsatlar vadediyor.

  3. Dönüşümde teknoloji odaklı iş birlikleri öne çıkıyor
  4. Teknolojinin piyasa hâkimiyetini, belki de en net şekilde her sene açıklanan “Dünyanın En Değerli Markaları” listesindeki değişimle görebiliyoruz. Öyle ki, 2006 yılında en değerli 5 marka arasında sadece bir teknoloji şirketi yer alırken son yıllarda teknoloji markaları, ilk 5’i başka sektörlere bırakmıyor. En değerli markalar listesinde en yüksek paya sahip sektörün yüzde 23,5 ile teknoloji olması da yine şaşırtıcı değil.

    İnternet ve mobilin hayatımıza girmesiyle başlayan kırılma noktası nesnelerin interneti, büyük veri analitiği, yapay zekâ, artırılmış sanal gerçeklik gibi başka kırılma noktaları yarattı. Bu kırılma noktaları ile şirketlerin iş modelleri yeniden tanımlanıyor ve dolayısıyla sunulan hizmetlerde ve müşteri deneyiminde birçok yenilik getirmesi bekleniyor.

    Bunun önemli bir örneğini finansal hizmetler sektöründe yaşıyoruz. Teknolojinin hayatımıza getirdiği yenilikler ile finansal hizmetler sektörü çok büyük bir değişim sürecinden geçiyor ve bu değişimde finansal kurumlar ve Fintech şirketleri arasındaki stratejik iş birliği büyük önem taşıyor. Finansal hizmetlerin yanı sıra teknolojik gelişim odaklı olarak gerçekleştirilen sektörler arası iş birliklerinin artan müşteri beklentilerinin karşılanması ve müşteri deneyiminin iyileştirilmesi için önümüzdeki dönemde artması kaçınılmaz.

  5. Dijital ekonomide başarı, yönetim anlayışı ve işgücünün dönüşümünden geçiyor
  6. Şirketlerin insan kaynağı anlamında teknolojik gelişmelerin hızına yetişmekte zorlandıklarını görüyoruz. Dijitalleşmenin süratli bir şekilde gerçekleşmesi, işgücü piyasasında dijital yetkinliklere sahip işgücü eksikliği oluşmasına neden oldu. Mevcut çalışanların dijital yetkinliklerine yönelik yatırım yapılması önümüzdeki dönemin önemli gündem maddeleri arasında yer alacak. Şirketlerin yeni dönem yapılanmasında öne çıkan, insan ve teknolojinin bileşiminin yarattığı rekabet avantajı olacak.

    Yarının iş gücünde insan ve robotların rolü dünya genelinde çokça tartışılıyor ancak otomasyonun pozitif etkileri büyük ölçüde göz ardı ediliyor. Robotik süreç otomasyonunun devralacağı işlerin ortak özelliği kural bazlı ve tekrara dayalı işlemler olması. Merak, yaratıcılık ve empati gibi nitelikler bizi makinelerden ayırmaya devam edecek. Böylece zaman kazanan çalışanlar işlerinde daha değer yaratıcı alanlara odaklanabilecek ve bu da hizmet kalitesini arttıracak. HSBC’nin İnsan Üstünlüğü: İnsanın Gücü Raporu’na göre de en iyi teknolojilerin insan gücüyle harmanlanması önümüzdeki dönemde müşteri deneyiminde iyi ile mükemmel arasındaki farkı oluşturacak.

    Bu nedenle, 2025 yılında yaklaşık 23 trilyon dolara ulaşması öngörülen dijital ekonomide gelecekte kendimize yer bulma; en az teknoloji ve buna bağlı sistemler kadar şirket kültürü yani yönetim anlayışı ve çalışanların da dönüşümünden geçiyor. Dijital dönüşümün şirketin DNA’sına işlemesi için liderlerin daha iyi bir müşteri ve çalışan deneyimi hedefiyle dijitalleşmeyi sürekli şirketin gündeminde tutması, ‘dene ve öğren’ yaklaşımını teşvik etmesi, şirket içi pozisyondan bağımsız olarak farklı ekiplerin bir araya geldiği ortak akıl yürütme platformlarını desteklemesi ve kendi çalışma yöntemlerini de dijitalleştirerek bu dönüşüme öncülük etmesi önem kazanıyor.

  7. Alternatif finansman yöntemlerinin önem kazandığı bir dönemdeyiz
  8. Türkiye ekonomisinin güçlü ve sürdürülebilir büyüme hedefi için iş dünyasının sağlıklı şekilde sermaye yatırımlarını sürdürmesi ve bu yatırımlar için geniş bir yelpazedeki finansman kaynağına uygun koşullarda erişim önemli unsurlar olarak öne çıkıyor.

    Şirketlerin; kurumsallaşmada daha etkin ve verimli adımlar atması, öz kaynak yapılarını güçlendirmesi, öz kaynak hesaplarında sektörel değişkenleri göz önünde bulundurması ve dolayısıyla etkin risk yönetimi finansman kaynağına erişimi destekleyen unsurlar. Bunun yanı sıra; sermaye piyasalarının aktif bir şekilde kullanılması, tahvil, bono ve halka arz gibi sermaye piyasası enstrümanlarının borç/öz sermaye finansman alternatifleri olarak iş dünyası nezdindeki farkındalığının artması önemli. Bağımsız finansal denetim, uluslararası derecelendirme, kurumsal yönetim ve sürdürülebilirlik politikaları gibi şeffaflık ve ölçülebilirlik anlayışlarının kurumsal kültürün bir parçası haline getirilmesi de uluslararası borç ve sermaye piyasası faaliyetlerinde şirketlerin manevra kabiliyetini arttıracaktır.

  9. Şirketlerin sürdürülebilirlik vizyonu yatırımlara yön verecek
  10. Günümüzde şirketlerin faaliyetleri sadece ekonomik değil sosyal ve çevresel etkileri kapsamında da değerlendiriliyor. Dünyada mevcut artan enerji kullanımına dayalı sistemin aynen sürmesi durumunda, 195 ülkenin Paris Antlaşması’yla küresel ısınmanın “çok altında” durdurulması gereken sınır olarak anlaştığı 2 derece sınırının aşılmasına sadece 20 yıl kaldı. Bu da, geçen yüz elli yılda gerçekleştirdiğimiz ekonomik faaliyetlerin çoğunu yeniden yapılandırma ve şekillendirmemiz gerektiği anlamına geliyor.

    İleriye dönük olarak atılması gereken adımın altyapıya yapılacak yatırımlar olduğu açık ancak bu yatırımların verimlilikle birlikte büyümeyi teşvik ederken, aynı zamanda da karbon salınımlarını en aza indirmesi ve ekonomi ve toplumların iklim değişikliğinin etkilerine adapte olmalarına destek olması gerekiyor. Bu da bir maliyeti beraberinde getiriyor. Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, 2030 yılına kadar global olarak yaklaşık 100 trilyon dolar yatırım gerektiriyor. HSBC Grubu tarafından gerçekleştirilen araştırmaya1 göre; küresel yatırımcıların %68’i temiz enerjili bir ekonomiye geçişi hızlandırmak amacıyla düşük karbonlu yatırımlarını artırmayı planlıyor. Bu nedenle, şirketlerin iklim değişikliği ve diğer sürdürülebilirlik hedeflerine ilişkin konulara gittikçe daha fazla eğilmesi ve karar verme süreçlerinde gündemlerine alması büyük önem taşıyor.

Tüm bu trendler doğrultusunda, bugünün liderlerinden sürdürülebilir büyüme sağlamanın yanı sıra topluma ve çalışanlarına pozitif katkı sunmaları bekleniyor. Bu da güçlü bir liderlik ile vizyon ve yatırım gerektiriyor.

1 HSBC Sustainable Finance Survey, 2017

Burada yer alan bilgi herhangi bir ürün veya hizmetin yurt içinde veya yurt dışında satın alınması veya satılmasına ilişkin bir öneri veya teşvik değildir. Herhangi bir üründe işlem yapmak istemeniz durumunda yerel Satış Yöneticinizle iletişime geçiniz.

Burada bahsedilen ürün veya hizmetlerin kullanımı sınır ötesi kısıtlamaya tabi olabilir. Burada yer verilen bilgi hiçbir şekilde bu kısıtların analiz edilmesi sonucunda bir öneri getirilmesine yönelik olmayıp, sadece bilgi amaçlıdır.

HSBC Kurumsal Bankacılık ve Yatırım Bankacılığı web sitesinden ayrılıyorsunuz.

Açılacak sitenin politikaları kendi web sitemizin şart & koşullarından ve gizlilik politikasından farklıdır. Sonraki web sitesi yeni bir tarayıcı penceresi ya da sekmesinde açılacaktır.

HSBC Kurumsal Bankacılık web sitesinden ayrılıyorsunuz.

Farklı sitenin politikaları kendi web sitemizin şart ve koşullarından ve gizlilik politikasından farklıdır. Sıradaki web sitesi yeni bir tarayıcı penceresi ya da sekmesinde açılacaktır.